29 Nisan 2009 Çarşamba

Tarihsizlikçe:

Saat KAÇ?
noland daki “saat kaç?” isimli bölgede zamanın tükenmişliği üzerine hatıralardan,fotoğraflardan, geçmişten gelerek “an”ın zamanının ismi aranmıştır.bu arayışın dünyevi karşılığı 30 dak süren bir çalışmayla sahneye taşınmıştır o zamanlar zamanın bir haline de 2 0 0 4 denirdi. Burak Kolcu , Emre Nişancı, Esra Yurttut ve fotoğraftaki pek çok insan o sırada orada bulunanlardır
İKİ
Güneş ortalığı iyice ısıtmaya başlamadan Esra gölgesiyle oynamaya başlamıştı. Neredeyse tüm zamanını gölgesiyle geçiriyordu. “iki” dediği bu durumdan çıkamıyordu. Bu sırada etrafında oluşan sahneler üzerinde Burak Kolcu bendir çalarak bu arayışa eşlik etmiştir. Bir süre sonra Uygur Vural da viyolonseliyle gelerek bu maceraya dahil olmuştur. 
 KAĞIT GEMİ
Herşeyin çok güzel olmak üzere olduğunun hissedildiği bir mevsimde Burak ile Esra bir hikaye yazmıştı. Emre bu hikayeyi görüp hemen sustu , hikaye gerçek olmadan önce içinde yaşanılacak atmosferin müziğini hazırladı. Burak bu sırada çeşitli resimler çizdi. Esra , Kerem Kelebek’i buldu. Aris Nalcı ışıkları yaktı. Gidilmek istenilen bir yer vardı ama orasının neresi olduğu henüz bilinmiyordu. Yine de tüm hazırlıklar yapıldı ve koca bir Kağıt Gemi yolculuk için hazırlandı. Bütün süreç kendi yolculuğunu oluşturdu ve gitmeden önce uzuuuun yollar yapıldı..
GÜN

Bir ara hergün aynı olmuştu. Günün varlığını kabul etmekten başka çare yoktu. Esra hergün orda olan insanlarla o günü anlatan bir “gün” hazırladı.Ahu Buçener, Ezgi Serdaroğlu, Dicle Doğan, Melih Kıraç, Gizem Akman ve Berke Yüksel. O gün oradaydı.
DÜN

Birkaç an çok etkileyiciydi, Esra durdu. O anı sabitleştirmek istedi. Kelimeler aldı yazdı yazdı.. sonra o kelimeleri Anıl’a verdi.Anıl o kelimeleri violasına verdi ,sonra kelimeler döndü dolaştı Esranın bedenine geldi. O zamana da “dün” dediler.
ONLAR
Tek başına olunca kalabalıklaşmaya başlıyorsun sendeki diğerleriyle diye düşündü Esra ve bütün parmaklarını aynı anda oynatmaya başladı. Bu durum onu uzun bir zaman oyaladı. Günay da bu sırada kendi parmaklarını düşünüyordu. Sonra onunla birlikte parmaklarını oynatmak istiycek birilerini aradı Münibe , Nil ve Gül de onunla geldiler. Sonra bu oyundan kendileri çekildi kalanlara “onlar” dediler.

noland neye denir? nerededir? nolandli kimdir?


dünyalı- dünyasız (uzaylı)
aidiyet – ait olmamak
yerli- yersiz
yurtlu- yurtsuz
taraf- tarafsız kelimelerinin ortasında, olduğumuzu düşündüğümüz yere “noland” dedik.Kendi dilinde susan, hareket eden, ses çıkaran, birlikte duran, birlikte olan , daireleri seven, gülümseyebilen insanlar oradadır, kapısız bir yerdir. . içerisi yoktur, kendisi renklidir.