Esra kaldı, hayat değişti yine.. bir parantez açıldı esra içine düştü.ne zaman açıldığını bile unuttu, parantezin içinde durdu, ilerleyemedi, devam edemedi, aynı olamadı. anladı ki yalnız,. kabul etti.
kafasını kaldırdı, emre nişancı'yı gördü. emre, fulya uçanol'u getirdi.sonra fulya ve emre, esra tek başına birşeyler anlamaya çalışırken, her yeri müzikle doldurdular.sonra mehmet erkmen geldi esrayı kameraya çekti, esra kendini gördü, anlatmaya başladı. sonra anlaşılacak diye çekindi, "ya içim görünürse" dedi.. sonra heyecanlandı ve hala parantezin içinde olduğunu farketti, çıkmaya karar verdi. sonra öğrendi ki;
Parantez doğru değildir, parentez eğridir. Parantez açılır, kapanır.
İçerisinde çok fazla kelime olursa, cümleyi unutturabilir.
Parentezin içinde noktaya yer yoktur.
Açılan her parantez mutlaka kapatılmalıdır.
esra hayata bir parantez açmaya karar verdi ve dedi ki (...)
14 Kasım 2010 Pazar
DÖNÜK
için dışına döner, dışın içine döner, herşey sana döner, sen kendi etrafında dönersin. hayat döner.sen durursun. "dönük" dedik hikayemize, görkem şen le bi yolculuğa çıktık. müzik zamansızlığa döndü, esra içine döndü,dışına çıkmaya çalıştı. sanki buraya ait olmayan bi yerde gibi buluştu görkemle, bişey yaşadılar hipnotik, derin, içerde, etkili. zamanın sınırlılığında, etrafın karmaşıklığında birbirlerine döndüler bi iş çıkardılar."dönük" dediler adına. içeri dönüp, dışarısıyla paylaştılar 2 kere
3 Kasım 2009 Salı
SuS-DuR-KaÇ
Esra'nın aklına bir fikir geldi sonra herşey değiştiii değiştii değiştii Esra her değişimde ayak uydurmak ,heyecanlanmak,üzülmek arasında gittii geldi. sonra geleni dinlemeye karar verdi. FAkih ten çıkan harika sesler duydu,sonra İlker geldi çok enteresan fikirler ve becerilerle doluydu .Esra gözlerini kapattı, gelenleri aldı sahneye götürdü.hepsi aynı anda o kadar çok şey yapmaya başladılar ki onları durduracak kelimeler gerekti içlerinden biri SuS-DuR-Kaç dedi sonra hepsi gitti.. değişim kaldı.
29 Nisan 2009 Çarşamba
Tarihsizlikçe:
Saat KAÇ?
noland daki “saat kaç?” isimli bölgede zamanın tükenmişliği üzerine hatıralardan,fotoğraflardan, geçmişten gelerek “an”ın zamanının ismi aranmıştır.bu arayışın dünyevi karşılığı 30 dak süren bir çalışmayla sahneye taşınmıştır o zamanlar zamanın bir haline de 2 0 0 4 denirdi. Burak Kolcu , Emre Nişancı, Esra Yurttut ve fotoğraftaki pek çok insan o sırada orada bulunanlardır.
İKİ Güneş ortalığı iyice ısıtmaya başlamadan Esra gölgesiyle oynamaya başlamıştı. Neredeyse tüm zamanını gölgesiyle geçiriyordu. “iki” dediği bu durumdan çıkamıyordu. Bu sırada etrafında oluşan sahneler üzerinde Burak Kolcu bendir çalarak bu arayışa eşlik etmiştir. Bir süre sonra Uygur Vural da viyolonseliyle gelerek bu maceraya dahil olmuştur.
KAĞIT GEMİ
Herşeyin çok güzel olmak üzere olduğunun hissedildiği bir mevsimde Burak ile Esra bir hikaye yazmıştı. Emre bu hikayeyi görüp hemen sustu , hikaye gerçek olmadan önce içinde yaşanılacak atmosferin müziğini hazırladı. Burak bu sırada çeşitli resimler çizdi. Esra , Kerem Kelebek’i buldu. Aris Nalcı ışıkları yaktı. Gidilmek istenilen bir yer vardı ama orasının neresi olduğu henüz bilinmiyordu. Yine de tüm hazırlıklar yapıldı ve koca bir Kağıt Gemi yolculuk için hazırlandı. Bütün süreç kendi yolculuğunu oluşturdu ve gitmeden önce uzuuuun yollar yapıldı..
GÜN
Bir ara hergün aynı olmuştu. Günün varlığını kabul etmekten başka çare yoktu. Esra hergün orda olan insanlarla o günü anlatan bir “gün” hazırladı.Ahu Buçener, Ezgi Serdaroğlu, Dicle Doğan, Melih Kıraç, Gizem Akman ve Berke Yüksel. O gün oradaydı.
DÜN
Birkaç an çok etkileyiciydi, Esra durdu. O anı sabitleştirmek istedi. Kelimeler aldı yazdı yazdı.. sonra o kelimeleri Anıl’a verdi.Anıl o kelimeleri violasına verdi ,sonra kelimeler döndü dolaştı Esranın bedenine geldi. O zamana da “dün” dediler.
ONLAR
Tek başına olunca kalabalıklaşmaya başlıyorsun sendeki diğerleriyle diye düşündü Esra ve bütün parmaklarını aynı anda oynatmaya başladı. Bu durum onu uzun bir zaman oyaladı. Günay da bu sırada kendi parmaklarını düşünüyordu. Sonra onunla birlikte parmaklarını oynatmak istiycek birilerini aradı Münibe , Nil ve Gül de onunla geldiler. Sonra bu oyundan kendileri çekildi kalanlara “onlar” dediler.
noland daki “saat kaç?” isimli bölgede zamanın tükenmişliği üzerine hatıralardan,fotoğraflardan, geçmişten gelerek “an”ın zamanının ismi aranmıştır.bu arayışın dünyevi karşılığı 30 dak süren bir çalışmayla sahneye taşınmıştır o zamanlar zamanın bir haline de 2 0 0 4 denirdi. Burak Kolcu , Emre Nişancı, Esra Yurttut ve fotoğraftaki pek çok insan o sırada orada bulunanlardır.
İKİ Güneş ortalığı iyice ısıtmaya başlamadan Esra gölgesiyle oynamaya başlamıştı. Neredeyse tüm zamanını gölgesiyle geçiriyordu. “iki” dediği bu durumdan çıkamıyordu. Bu sırada etrafında oluşan sahneler üzerinde Burak Kolcu bendir çalarak bu arayışa eşlik etmiştir. Bir süre sonra Uygur Vural da viyolonseliyle gelerek bu maceraya dahil olmuştur.
KAĞIT GEMİ
Herşeyin çok güzel olmak üzere olduğunun hissedildiği bir mevsimde Burak ile Esra bir hikaye yazmıştı. Emre bu hikayeyi görüp hemen sustu , hikaye gerçek olmadan önce içinde yaşanılacak atmosferin müziğini hazırladı. Burak bu sırada çeşitli resimler çizdi. Esra , Kerem Kelebek’i buldu. Aris Nalcı ışıkları yaktı. Gidilmek istenilen bir yer vardı ama orasının neresi olduğu henüz bilinmiyordu. Yine de tüm hazırlıklar yapıldı ve koca bir Kağıt Gemi yolculuk için hazırlandı. Bütün süreç kendi yolculuğunu oluşturdu ve gitmeden önce uzuuuun yollar yapıldı..
GÜN
Bir ara hergün aynı olmuştu. Günün varlığını kabul etmekten başka çare yoktu. Esra hergün orda olan insanlarla o günü anlatan bir “gün” hazırladı.Ahu Buçener, Ezgi Serdaroğlu, Dicle Doğan, Melih Kıraç, Gizem Akman ve Berke Yüksel. O gün oradaydı.
DÜN
Birkaç an çok etkileyiciydi, Esra durdu. O anı sabitleştirmek istedi. Kelimeler aldı yazdı yazdı.. sonra o kelimeleri Anıl’a verdi.Anıl o kelimeleri violasına verdi ,sonra kelimeler döndü dolaştı Esranın bedenine geldi. O zamana da “dün” dediler.
ONLAR
Tek başına olunca kalabalıklaşmaya başlıyorsun sendeki diğerleriyle diye düşündü Esra ve bütün parmaklarını aynı anda oynatmaya başladı. Bu durum onu uzun bir zaman oyaladı. Günay da bu sırada kendi parmaklarını düşünüyordu. Sonra onunla birlikte parmaklarını oynatmak istiycek birilerini aradı Münibe , Nil ve Gül de onunla geldiler. Sonra bu oyundan kendileri çekildi kalanlara “onlar” dediler.
Etiketler:
Aris Nalcı,
Burak Kolcu,
Emre Nişancı,
Esra Yurttut,
Kağıt Gemi,
Kerem Kelebek,
noland,
saat kaç?,
Uygur Vural
noland neye denir? nerededir? nolandli kimdir?
dünyalı- dünyasız (uzaylı)
aidiyet – ait olmamak
yerli- yersiz
yurtlu- yurtsuz
taraf- tarafsız kelimelerinin ortasında, olduğumuzu düşündüğümüz yere “noland” dedik.Kendi dilinde susan, hareket eden, ses çıkaran, birlikte duran, birlikte olan , daireleri seven, gülümseyebilen insanlar oradadır, kapısız bir yerdir. . içerisi yoktur, kendisi renklidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
